YEMEKLERİMİZ  VE   BİZ

                      (Arabaşı)

  Toplumda insanların birbiriyle kaynaşması  gerekir;
  Güzel adetlerimizden  biri de  davet  yemekleridir.
 
 Davet  sofrasına  oturur,  ortalama  on iki kişi;
 Çorbanın konmasıyla birlikte,bütün herkes biler dişi.
 
 Çorba  bitirilince  etli  pilav  gelir  büyük  tepsi;
 Etin çokluğundan  karşıki kişiyi  göremez  hepsi.
 
Etli  pilavdan  sonra,  tel gadayife  herkes  yumulur;
Arkasından  bamyanın  içinde bütün kaşıklar  yunur.
 
Sıra sütlüye  gelince, çiğnemeden  yut  lezzetlice;
Kaşık  bırakmadan  bütün  tabak  sıyrılır  güzelce
 
Asma  yaprağı  tek  tek  toplanıp  yapılır  salamura;
Bütün dostlar  toplanıp  etleri dolarlar  yapraklara.
 
Her  davette  dolma konunca  rahmetli kişi  anılır;
“Suyu için  Hacı’dan  dönmüş.”  diye  günahı  alınır.
 
“Kara haber”den  sonra  hoşafın tadına bir bakılır;
Ayaklar  uyuşmuş  olarak,  sofradan  mutlu  kalkılır.
 
“Allah’a şükür” duası vardır, her yemekten sonra;
“Hayırlı olsun”  temennisinde  bulunulur mutlaka.
 
Gatmeri  haşgeş çirpisiyle  pişirip  öyle  yemeli;
Üstüne  çocuk  kafası  kadar  tereyağı  sürmeli.
 
               
Memleketimizden başka yerde, bükme yapanı görmedim;
Mercimekli,  kumpilli  olanını,  hiç  hoşafsız  yemedim.


Daha  çok,  Ramazan’da   pişiriliyor  fırmabaklâ; Bayramlarda  ortaya  çıkan  tatlıdır, şepithelva.

Kışın  çok  yenir,  sakalasarkan  ve göceyuvalağı;
İçinden eksik etmemek gerek, yoğurt ve sarımsağı.

Yazın, hanımlar toplanıp, kışlık hamıraşı keserler;
El  emeği  karşılığı,  mutlaka 
mantı yapıp  yerler.

  Davetlerde hep  bulunurdu,  kırmızı beyazlı  güllaç;
Muharrem Ayı  gelince  her  evde  yapılıyor 
datlaş.

  Yanında turşuyla  iyi  gider, mercimekli pilav aşı;
Kış  gelince  yapılır, tavuk çorbası ile 
arabaşı.

  Tok tutsun diye, sahurda yeniliyor dahanlı pide;
Acı  biber  ile  ilikli  kemik  konuyor 
keşkeğe.

  Doktorlar diyor ki “Üç zehir var, bunlar: Un,yağ,şeker;
Sağlığına  dikkat  etmeyen  bu  dünyada  çok  çeker.

  “Eskiler bi’ guzuyu yirmiş.” diye, laf duydum pek çok;
Eski  mezarlığı  gezdim,  elli  yaşını  geçen  yok.

  Maddî, manevi,  boğazımızdan geçene  dikkat  etmeli;
“Sağlık  her  şeyin  başı” bunu  herkes böyle  bilmeli.
 

                                       N. Sait EKİCİ

   
 (Gaymaklı Ekmek Gadayıfı )

 

 

   
   
 
 
 
 
 
 
 
 
   
     
   
   
   
   
 

 

elektronik posta: nursaid@mynet.com

        Şu anda Yaşar Karakoyun'dan "Dabandan" türküsünü dinliyorsunuz.